Beş Hececiler Kimdir? Hecenin Beş Şairi, Özellikleri ve Eserleri

Beş hececiler kimdir? Milli Edebiyat döneminde aruz ölçüsünü bırakıp hece ölçüsüyle, konuşma diline yakın bir Türkçeyle şiir yazan beş şaire verilen isimdir. Bu şairler Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy ve Enis Behiç Koryürek’tir. Edebiyat kitaplarında “Hecenin Beş Şairi” adıyla da geçerler.

Bu beş isim toplanıp bir bildiri yayımlamadı, bir dergi ya da resmi bir topluluk kurmadılar. Şairler benzer dönemlerde, benzer ölçüyle ve benzer bir dil kaygısıyla yazdıkları için Edebiyat tarihçileri tarafından tek başlık altında isimlendirildiler. Bu yazıda Beş Hececileri hangi dönemde ve neden çıktıklarını, şiirlerinin özelliklerini, eserlerini ve onlara yöneltilen eleştirilerle birlikte açıklıyoruz.

Kısaca Beş Hececiler

SoruKısa cevap
ŞairlerFaruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek
Hangi dönem?II. Meşrutiyet sonrası, Milli Edebiyat dönemi (yaklaşık 1911-1923), hece ağırlıklı olarak I. Dünya Savaşı, Mütareke ve Milli Mücadele yılları
ÖlçüHece (çoğunlukla 11’li ve 14’lü dizeler)
DilYalın, konuşma diline yakın İstanbul Türkçesi
KonuMemleket, Anadolu, kahramanlık, aşk, hüzün, efsane ve masal
BiçimHalk şiirinden alınan dörtlük ve koşma kalıpları
İlham veren isimZiya Gökalp

Beş Hececiler Kimdir?

Beş Hececiler, Milli Edebiyat döneminde konuşma diliyle ve hece ölçüsüyle, halk edebiyatının dörtlük ve koşma gibi biçimlerine yakın şiirler yazan beş şairdir. Ansiklopedilerde “Hecenin Beş Şairi”, kısaca “Hececiler” diye de geçerler.

Tam bu noktada bir uyarı yapmakta fayda görüyoruz. Beş sayısı bir üyeliği belirtmiyor, zira bu beş şair bir bildiri yayımlayıp biz bir grubuz dememiştir. Şairler benzer dönemlerde, benzer ölçüyle ve benzer bir dil kaygısıyla yazdıkları için Edebiyat tarihçileri onları yan yana koydular.

Hece ölçüsü nedir, aruzdan farkı ne?

Hece ölçüsünde şiirin her dizesi aynı sayıda heceden oluşur. Aruzda ise heceler uzun ve kısa diye ayrılır, dizeler bu uzunluk kalıplarına göre kurulur. Aruz, Arap şiirinden gelen bir sistemdir ve divan şiirinin ana ölçüsü olmuştur. Diğer yandan hece ise Türk şiirinin en eski ölçü olarak kabul edilmektedir, zira aşıklar ve tekke şairleri yüzyıllar boyunca hece ölçüsünü kullanmışlardır.

Ziya Gökalp’in başlattığı Milli Edebiyat tartışmasında hece ölçüsü en sert konulardan biri oldu. Gökalp’e göre ulusal bir edebiyat, ulusal bir ölçüye ve halkın ürettiklerine dayanmalıydı. Beş hececiler bu çağrıyı şiire en görünür biçimde dökünce, hece-aruz kavgası Edebiyat dünyasında ana gündem haline geldi. Hatta kendisi aruzla yazan Yahya Kemal bile hececileri destekleyen yazılar kaleme aldı.

Hececiler en çok 11’li ve 14’lü dizeleri sevdi. 11’li dizeler genellikle 6+5 ya da 4+4+3, 14’lüler ise 7+7 gibi duraklarla okunur. Uzun nefesli bu ölçüler, şairlerin anlatıya yakın şiirler yazmalarına da fırsat verdi.

Hece ve aruz ölçüsünün karşılaştırılması: hece sayısı eşitliği ve uzun-kısa hece kalıbı
Hece ve aruz ölçüsünün karşılaştırılması: hece sayısı eşitliği ve uzun-kısa hece kalıbı

Beş hececiler hangi dönemde ortaya çıktı?

Beş hececiler, Milli Edebiyat döneminin ürünüdür. Kuruluş yılları diye bir tarih verilemez, ama yolu açan gelişmeler sırayla görülebilir:

  1. 1899: Mehmet Emin Yurdakul, konuşma dili ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri Türkçe Şiirler adlı kitapta topladı. Bu yöndeki ilk ciddi adım sayılır.
  2. 1911: Selanik’te çıkmaya başlayan Genç Kalemler dergisi, konuşma diline dayalı yeni bir edebiyat dili kurma işini üstlendi.
  3. 1910’lar ve sonrası: Ziya Gökalp, ulusal dilin İstanbul Türkçesi olduğunu savundu ve Kızıl Elma (1915), Yeni Hayat (1918) ve Altın Işık (1923) gibi kitaplarla bu görüşe uygun örnekler verdi. Türk Ocakları çevresindeki dergilerde (Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Büyük Mecmua, Milli Mecmua) hece ölçülü ulusal şiirler yayımlanmaya başlandı.
  4. 1916-1919: Şairlerin kitapları peş peşe çıktı. Ortaç’tan Akından Akına (1916), Ozansoy’dan Cenk Duyguları (1917), Çamlıbel’den Dinle Neyden (1919).
  5. 1920’ler: Kendi bakışlarını olgunlaştırdılar. Çamlıbel’in Çoban Çeşmesi (1926) ve Koryürek’in Miras (1927) adlı kitapları bu dönemin önemli halkalarıdır.

Yani beş hececilerin ortaya çıkışını tek bir yıla sığdırmak yerine, 1910’ların ortasından 1920’lerin sonuna uzanan bir olgunlaşma süreci olarak düşünmek daha doğru.

Beş hececilerin özellikleri

Aslına bakarsanız beş şair birbirine benzemez, yine de ortak oldukları noktaları sayabiliriz.

  • Hece ölçüsü. Çoğu aruzla başlamış, sonra heceye geçmiştir. Faruk Nafiz ise ikisini de ustalıkla kullanmış, aruzu tamamen bırakmamıştır.
  • Konuşma dili. Arapça ve Farsça tamlamalar yerine günlük Türkçe tercih edilir. Şiir dilinin özleşmesi, grubun yeni Türk şiirine en büyük katkısı sayılır.
  • Halk şiiri biçimleri. Dörtlük nazım birimi ve koşma biçimi sık kullanılır.
  • Memleket ve Anadolu. Şiir İstanbul’un dışına taşınmaktadır. Anadolu insanının sorunları, doğal güzellikler, köy ve yayla manzaraları işlenir.
  • Kahramanlık ve yiğitlik. Savaş yıllarının etkisiyle destansı bir ton özellikle Koryürek ve Ozansoy’da belirgindir.
  • Aşk, hüzün ve ölüm. Bireysel duygular hiçbir zaman kaybolmaz, Orhan Seyfi ve Halit Fahri bu damarda yazar.
  • Anlatı eğilimi. Uzun dizeler ve uzun şiirlerle hikaye anlatan, olay örgüsüne yaslanan şiirler sıktır. Akademik çalışmalar bunu “şiir-hikaye” türü olarak ele alır.
  • Milli romantik duyuş. Anadolu’ya sevgiyle ama biraz uzaktan, idealize edici bir gözle bakılır.
  • Şiir dışı üretim. Beşi de tiyatro, fıkra, anı ve hiciv yazmış, hece ölçüsünü sahneye bile taşımıştır.

Beş hececiler kimlerdir? Şairler ve eserleri

Girişte isimlerini belirttiğimiz beş hececileri temsil eden şairleri, yaşadıkları yıllar, öne çıkan yanları ile başlıca eserlerini aşağıdaki tabloda özet olarak gösteriyoruz.

ŞairYaşam yıllarıÖne çıkan yanıBaşlıca eserleri
Faruk Nafiz Çamlıbel1898-1973Memleket şiiri, AnadoluDinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Han Duvarları, Canavar
Orhan Seyfi Orhon1890-1972Bireysel duygu, ahenkFırtına ve Kar, Gönülden Sesler, O Beyaz Bir Kuştu
Yusuf Ziya Ortaç1895-1967Gülmece, günlük yaşam, tiyatroAkından Akına, Bir Rüzgâr Esti, Binnaz
Halit Fahri Ozansoy1891-1971Efsane, masal, hüzünEfsaneler, Cenk Duyguları, Bulutlara Yakın
Enis Behiç Koryürek1891-1949Destansı ve yiğit şiirMiras, Varidat-ı Süleyman

Burada bir noktaya dikkat çekmek isteriz. Anadolu’yu anlatan bu beş şairin beşi de İstanbul doğumludur. Ne ilginçtir ki İstanbul dışına çıkma iddiası taşıyan şiirler İstanbul’da yetişmiş şairlerin kaleminden çıkmıştır. Faruk Nafiz Çamlıbel ile Halit Fahri Ozansoy’u bu konuda istisna tutabiliriz. Çünkü Çamlıbel Ankara ve Kayseri’de, Ozansoy ise Muğla ve Konya’da öğretmenlik yaparak Anadolu’yu yakından görmüşlerdir.

Beş hececilerin şairleri, yaşam yılları ve başlıca eserleri
Beş hececilerin şairleri, yaşam yılları ve başlıca eserleri

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)

Grubun en çok hatırlanan ismi olan Faruk Nafiz Çamlıbel tıp eğitimini yarıda bırakıp edebiyat öğretmenliğine yöneldi. Kayseri (1922-1924), Ankara (1924-1932) ve İstanbul’da (1932-1946) dersler verdi. 1946-1960 yılları arasında Demokrat Parti’den İstanbul milletvekilliği yapmıştır.

Anadolu’da geçirdiği yıllar şiirini önemli ölçüde belirledi ve “memleket şiiri” denen çizgiye yöneldi. Şiire aruzla başladı (Şarkın Sultanları, 1918; Gönülden Gönüle, 1919), ardından hece ölçüsüyle yazdığı Dinle Neyden (1919) ve Çoban Çeşmesi (1926) ile tanındı. Han Duvarları ise en bilinen şiiri ve seçme şiirlerinin toplandığı kitabın adıdır.

Akın (1923), Canavar (1925), Kahraman (1933), Yayla Kartalı (1945; film olarak çekildi) isimli oyunları vardır. Canavarda köy kökenli öğretmenle eşrafın çatışmasını anlatır. Ek olarak Mütareke dönemindeki İstanbul’un dengesiz yaşamını anlatan bir romanı (Yıldız Yağmuru, 1936) da vardır.

Orhan Seyfi Orhon (1890-1972)

Orhan Seyfi Orhon önce İstanbul Darülfünunda hukuk okudu, sonra gazeteciliğe ve edebiyat öğretmenliğine geçti. Hıyaban, Akbaba, Papağan, Edebiyat Gazetesi, Çınaraltı gibi dergi ve gazeteleri çıkardı. Akbaba dergisinin yayımını bir süre bacanağı olan Yusuf Ziya Ortaç yürütmüştür.

Orhon şiire aruzla başlamış fakat Ziya Gökalp’le tanıştıktan sonra yalın dil ve hece ölçüsüne dönmüştür. Şiirlerinde genellikle bireysel duyguları işlemiş, ses ve uyum düzeni olan şiirlerinde duru bir Türkçe kullanmıştır. Fırtına ve Kar (1919), Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi (1919), Gönülden Sesler (1922), O Beyaz Bir Kuştu (1941) ve Kervan (1964) başlıca şiir kitaplarıdır. Bunların yanı sıra, fıkralarını derlediği Kulaktan Kulağa (1943) ve makalelerini derlediği Dün-Bugün-Yarın (1943) adlı kitapları da vardır.

Yusuf Ziya Ortaç (1895-1967)

Beş Hececilerin en ünlülerinden biri olan Yusuf Ziya Ortaç İstanbul Darülfünun’da ehliyet sınavı vererek öğretmenlik hakkı aldı, İzmit Sultanisi’nde ve Galatasaray Lisesi’nde ders verdi. 1923’ten ölümüne kadar Akbaba mizah dergisini yönetti.

Şiirde günlük hayatı sade bir dille anlattı, gülmece yazıları ve oyunları ile güzel bir Türkçe oluşturmaya katkı sağladı. Akından Akına (1916), Cenk Ufukları (1917), Aşıklar Yolu (1919), Yanardağ (1928), Bir Rüzgâr Esti (1962) şiir kitaplarıdır. Binnaz (1919, hece ölçüsü ile yazılmış ilk oyun sayılmaktadır) ve Nikahta Keramet (1923) oyun kitapları, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (1956) ve Gün Doğmadan (1960) fıkraları, Portreler (1960) ve Bizim Yokuş (1966) ise anı kitaplarıdır.

Halit Fahri Ozansoy (1891-1971)

Galatasaray Lisesi’nden sonra öğretmen oldu (Muğla, Konya, İstanbul; 1916-1956). Nedim ve Servet-i Fünun-Uyanış dergilerinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi. 1956’dan ölümüne kadar Tercüman gazetesinde anılarını yayınladı.

Halit Fahri Ozansoy aruz ölçüsüyle yazdığı Baykuş oyunuyla adını duyurdu. Ziya Gökalp’ın çevresinde toplanan genç sanatçılar arasına katılarak aruzdan vazgeçti ve “Aruza Veda” adlı ünlü şiiriyle hece ölçüsüne geçti. Konularını efsane ve masallardan aldı, şiirlerinin genel çerçevesini aşk, hüzün ve ölüm oluşturdu. Rüya (1912), Cenk Duyguları (1917), Efsaneler (1919), Bulutlara Yakın (1920), Sulara Dalan Gözler (1936) ve Hep Onun İçin (1962) şiir kitaplarıdır. Baykuş (1916), Nedim (1932) ve Hayalet (1936) oyunları; Edebiyatçılar Geçiyor (1939) ise anı kitabıdır.

Enis Behiç Koryürek (1891-1949)

Mülkiye’yi bitirdikten sonra diplomat olarak Bükreş ve Budapeşte’de görev yaptı (1915-1922). İlk şiirlerinde aruzu kullanırdı, Ziya Gökalp’in Milli Edebiyat görüşünü benimseyince heceye yöneldi. Yurtseverlik ve yiğitlik konulu, destansı şiirler yazdı, Miras (1927) en bilinen kitaplarından biridir.

Hayatının son yıllarında mistik şiirlerle yeniden aruza döndü ve bu şiirleri Varidat-ı Süleyman (1949) adlı eserinde topladı.

Beş hececilerin Türk şiirine etkisi

En büyük katkıları şiir dilinin özleşmesi geleneğini başlatmaları oldu. Divan şiirinin tamlamalı, ağır dili yerine günlük Türkçe şiirin dili sayılmaya başladı. İkinci katkı coğrafi: Şiir İstanbul’un dışına taşındı ve Anadolu insanının gündelik sorunları konu oldu.

Cumhuriyet döneminde etkiledikleri şairler arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Beçhet Kemal Çağlar, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Muhip Dıranas ve Cahit Sıtkı Tarançı sayılır. Hece ölçüsüne yaklaşan şair listesine Mehmed Emin Yurdakul, İbrahim Alâaddin Gövsa, Şükûfe Nihal ve Halide Nusret Zorlutuna da girer. Yani beş hececiler kısa sürede yeni şairleri kendi çevresine çekti.

Bazı araştırmacılara göre beş hececiler hece-aruz tartışmasını hece lehine sonlandırdı. İlgin olan, bu tartışma kapanırken hece ölçüsünün kendisinin de uzun süre ayakta kalmaması.

Beş hececilere yöneltilen eleştiriler ve sınırlar

  • Milli romantik bakış. Anadolu’yu olanıyla değil, sevilen ve idealize edilen haliyle resmettikleri için akademik çalışmalarda “milli romantik duyuş tarzı” adıyla anılırlar.
  • Kalıp sorunu. Kaynaklar burada tek ses değil. Bazıları halk şiiri nazım birimi olan dörtlüğü ve koşma gibi biçimleri vurgular; diğerleri dörtlük kalıbına bağlı kalmadıklarını ve serbest müstezat denediklerini yazar.
  • Ortak bir bildirgenin olmaması. Beş şair tek bir manifesto etrafında toplanmadı; bu yüzden aralarındaki farklar göz ardı edilip tek tip bir okuma yapılabiliyor.
  • Hece ölçüsünün zayıflaması. Hece ölçüsü sonraları önemini yitirdi ve yerini ölçünün söz konusu olmadığı serbest şiire bıraktı.

Garipçiler ve İkinci Yeni’ye giden yol

Beş hececiler şiir dilini sadeleştirdi, ama ölçüyü korudu. 1941’de Garipçiler (Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet) sadelik fikrini alıp ölçü ve uyak gibi kalıpları da bıraktı. 1950’lerde İkinci Yeni (Edip Cansever, Cemal Süreya, İlhan Berk gibi şairler) şiirin merkezine imgeyi koydu. Yani hece ölçüsü önce konuşma diline kapı açtı, sonraki akımlar bu kapıdan çok daha uzağa gitti.

Sonuç

Beş hececiler, Türk şiirinin hem en sevilen hem de en çok tartışılan dönemlerinden biri olmuştur. Şiiri halkın diline ve Anadolu’ya çevirdiler ama Anadolu’ya İstanbul’dan baktıkları için şiirleri zaman zaman romantik bir uzaklıkta kaldı.

Günümüzde hece ölçüsü halk şiiri dışında seyrek kullanılmaktadır. Fakar Türkçenin şiirde ne kadar esnek olabileceğini gösteren önemli bir deneme olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Beş hececiler kimdir?

Milli Edebiyat döneminde aruz yerine hece ölçüsüyle, sade bir Türkçeyle şiir yazan beş şaire verilen isimdir. Resmi bir topluluk kurmamışlardır, sonradan bu isimle anılmışlardır.

5 hececiler kimlerdir?

Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy ve Enis Behiç Koryürek. “Hecenin Beş Şairi” adıyla da bilinirler.

Beş hececiler hangi dönem akımıdır?

Milli Edebiyat döneminin (yaklaşık 1911-1923) bir kolu sayılırlar. Hece ölçülü kitapları ağırlıklı olarak 1910’ların ortasından 1920’lerin sonuna kadar yayımlanmıştır.

Beş hececilerin özellikleri nelerdir?

Hece ölçüsü (çoğunlukla 11’li ve 14’lü), konuşma dili, halk şiiri biçimleri, memleket ve Anadolu konuları, kahramanlık, aşk ve hüzün temaları, anlatıya yakın uzun şiirler.

Beş hececilerin eserleri nelerdir?

Dinle Neyden ve Çoban Çeşmesi (Çamlıbel), Fırtına ve Kar (Orhon), Akından Akına (Ortaç), Efsaneler (Ozansoy), Miras (Koryürek).

Beş hececiler aruzu neden bıraktı?

Ziya Gökalp’in ulusal edebiyat çağrısını benimsediler. Aruzu Arap kökenli bir ölçü olarak görüp Türk şiirinin kendi ölçüsü olan heceyi seçtiler. Yine de kesin bir geçiş olmamıştır; zira Faruk Nafiz aruzu tamamen bırakmamış, Enis Behiç ise son yıllarında aruza dönmüştür.

Beş hececilerin en ünlü şairi kimdir?

Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel akılda ilk gelen isimdir, Han Duvarları ve memleket şiirleriyle tanınır. Yusuf Ziya Ortaç ise Akbaba ve mizah yazılarıyla geniş bir kitleye ulaştı.

İlginizi Çekebilir:

Kaynaklar:
Gelişim Hachette Genel Kültür Ansiklopedisi, Temel Britannica, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/761184, https://kureansiklopedi.com/tr/detay/bes-hececiler-749645

Nasıl Yahu Editör Ekibi

Yorum yapın