Atatürk ve Köy İmamı: Hocam Yolculuk Ne Tarafa?

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile başlayan Kurtuluş mücadelemiz ne zorluklar ve çileler içinde geçmiştir. Bağrından çıkıp geldiği milletinin sinesinde bir komutan ve onunla birlikte “zafer muhakkaktır” bilinciyle hareket eden ve inancını hiç kaybetmeyen Kuvayı Milliye hareketi. Ve tüm zorlukların ardından gelen Kurtuluş: Türk Bağımsızlık Destanı. Mustafa Kemal Atatürk kurtuluş mücadelemizi bakın nasıl özetliyor:

“ Uçurum kenarında yıkık bir ülke…  Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş…  Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler… İşte Türk genel devriminin bir kısa deyimi… ”

Bu makalemde Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin, Mehmet Dumlu Hoca’nın “Batmayan Güneş: Devam Eden Gölgeler” isimli kitabından alıntıladığı bir anekdotu paylaşmak istedim. Kurtuluş yolunda gücünü milletinden alan bir liderin milletinin bir ferdi ile hikayesidir bu aslında. Aynı yolda olan iki insanın karşılaşması ortaya ne kadar duygusal bir hikaye çıkarmış.

NOT: Askerlikte en üst rütbe olan mareşal nedir, nasıl mareşal olunur öğrenmek için yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Atatürk ve Köy İmamı

Atatürk Bandırma Vapuruyla Samsun’a çıkıp Kuvayı Milliye hareketlerini başlattığı zaman, Erzurum ve Sivas arasında Atatürk’ü taşıyan araba arıza yapar. Arkadaşları, arabanın arızasını gidermeye çalışırlar. Bu arada, Mustafa Kemal, yolun kenarında bir ileri, bir geri yürümeye başar. Aynı zamanda düşüncelidir. Bu esnada yolun üzerinde Atatürk’e doğru merkep üzerinde başı sarıklı bir köy imamının gelmekte olduğu görülür.

Hoca efendi yaklaşarak Atatürk’e selam verir. Atatürk:
Aleyküm selam hocam diyerek mukabele eder. Hocam yolculuk ne tarafa diye sorar.

Hoca efendi parmağını uzatarak 3-5 kilometre ilerideki ağaçları göstererek bir köyü işaret eder:
Beyim işte şu karşıki köye gidiyorum der.

Mustafa Kemal Paşa:
Hayrola Hocam, o köyde ne işin var? diye sorduğunda Hoca:
Beyim, o köyün imamı, benim ve bu civardaki imamların hocasıdır. Benim gibi bir çoğumuzu yetiştirmiştir. Dün üç-beş köyü kendi köyünde toplanıp aşlar kaynatıp hatimler okuyup dualar edeceğini haber saldı. Bu yapılacak duaya katılmak için yola çıktım, der.

Atatürk:
Hocam, nedir duanızın sebebi? Sünnet, düğün falan mı var? diye sorduğunda, Hoca efendi:
Hayır beyim, sünnet falan yok. Hadise şudur: Allah bu milletin başına bir Mustafa Kemal Paşa vermiş, milletin önüne düşmüş, kurtuluş hareketlerini başlatmış. Onun muvaffakiyeti için hatimler okuyup dualar etmeye gidiyorum, der.

Mustafa Kemal Paşa:
Hocam Allah duanızı kabul buyursun. Masum çocukları da duanın içine katın. Masumların içinde bulunduğu dua ind-i İlahi’de kabul olunur, der.
Bu konuşmanın üzerine Atatürk, hocayı biraz daha konuşturmak ister ve sohbete devam eder.

Bir süre sonra Hoca efendi:
Beyim, muhabbet güzel ama, ben yoluma devam edeyim. Hatim ve dualarımızı yapalım. Zira köyüme geri dönmem lazım, diyerek ayrılır. Hoca efendi, üç-beş metre gider, sonra geriye döner. Atatürk’e yaklaşarak:
Beyim, güzel dilleştik, ancak sizi tanısaydık. Kim olduğunuzu bilseydik, deyince, Atatürk hocanın yanına yaklaşır. Sağ elini merkebin üzerindeki hocanın üzerine koyar, derin bir nefes alır:

Hocam, hocam! İşte o dua etmeye gittiğin Mustafa Kemal benim, der. Bunu duyan hoca efendi merkebinden iner. Atatürk’le sarmaş dolaş olurlar ve her ikisi de ağlar. Sonra hoca yoluna devam eder.

Yüce Milletimiz Kadirşinastır, Kahramanlarını Sever

Milli Mücadele döneminde milletimizin nice fedakarlıklar yaptığını unutmamamız gerekir. Ayrıca bu süreçte din alimlerinin nasıl Mustafa Kemal Atatürk’ü desteklediğini de unutmamalıyız. Zira yüce milletimiz kadirşinastır, kahramanlarını sever, onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğilir.

Ek olarak Prof Dr Mim Kemal Öke yazısında, Ankara’da bulunan Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy’un “Bu son kalesidir İslam’ın” diye Allah’a Kuvayı Milliye’nin zaferi için nasıl yalvardığı, münacatta bulunduğu da unutulmamalıdır” der.

Dolayısıyla Milli ve Manevi değerlerimizi birbiri ile çatıştıran, kavga ettirmeye çalışanlara karşı bu oyuna gelmemek ve uyanık olmamız gerekmektedir.

Yazıyı paylaş:

Similar Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir