Oscar Wilde Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Oscar Wilde, 19. yüzyılın en popüler ve tartışmalı edebi şahsiyetlerinden biriydi. Hicvi ve keskin zekasıyla tanınan Wilde ünlü bir oyun yazarı, şair ve romancıydı. Hem düzyazıda hem de giyimde renkli ve gösterişli tarzıyla tanınan, zamanının alışılmadık bir figürüydü. Bu yazıda Oscar Wilde kimdir, hayatı ve eserleri üzerine bilgiler vereceğiz.

Oscar Wilde Kimdir?

Dönemin ünlü cerrahı sir William Wilde’ın oğlu olan Oscar Wilde 16 Ekim 1854’te İrlanda’nın Dublin şehrinde doğdu. Tam adı ile Oscar Fingall O’Flahertie Wills Wilde, Oxford’da okudu ve Ruskin’in etkisinde kaldı.

İtalya’ya ve Yunanistan’a yolculuklar yaptı. Estetiğe düşkün genç kuşağın önderi gibiydi. Zira alışılmadık ve zarif giyimi, konuşması, etkileyiciliği kibar aleminin salonlarında sivrilmesine yol açtı. Diğer yandan parlak bir kişiliği, büyüleyici bir anlatma gücü, hiçbir şeye inanmayan bir zekası ve külyutmazlığı vardı.

Gizleme Sanatı

Aşırılıkları yüzünden Londra’da ün salmıştı. Ama o sırada yayımladığı şiirler özgünlüğünün çok gerisinde kalıyordu. Bu şiirleri çok ince, iç burkucu ve çarpıcıydı. Bütün şaşırtıcı insanlar gibi “birçok kılığa giriyor” gibi görünüyordu.

Oscar Wilde, kendini gizliyor ve ardından en içten açıklamalarda bulunuyordu. Yapaylık görünümü altında saydam ve trajik bir bilince ulaşmak istiyordu.

Bir tutumu andıran şeyi, Dorina Gray’in Portresi’nde (The Picture of Dorian Gray, 1891) ve Lord Arthur Savile’nin Suçu ve Başka Öyküler’de (Lord Arthur Savile’s Crime and Other Stories, 1891) geliştirdiği estetiğin uyumlu bir özeti olan Intentions’la (Niyetler, 1891) yalanlıyordu.

Böylece benimsediği rolün nerede bittiğini ve yaşamın ona kabul ettirdiği rolün nerede başladığını hiçbir zaman bilmeyen Oscar Wilde, geleneksel çevrelerin karşı çıkmasına rağmen, İngiltere’nin ve ABD’nin aydınlar ve kibarlar zümresinin taptığı kişi haline geldi.

Herkes Öldürür Sevdiğini

1891 yılı Oscar Wilde’ın Alfred Douglas’la karşılaştığı ve 1895 yılı dramının başlangıçlarını içinde taşıyan yıldı. Zira bu iki tarih arasında, kılık değiştirmenin, her şeyi bilip zevk almanın ve ahlak dışılığın savunusu yer alır. Bu savunu özerk bir sanat kuramının gelişmesini sağlar.

Oscar Wilde, bu arada, Sarah Bernhardt için hayranlık verici bir yapıt olan Salome’yi (1893) Fransızca olarak yazmıştı.

Lady Windermere’in Yelpaze’si (Lady Windermere’s Fan, 1892) ve Ciddi Olmanın Önemi Üstüne (The Importance of Being Earnest, 1895) komedileri, İngiliz sahnelerinde büyük başarı kazandı.

1895’te gözden düşmesine yol açan skandal patlak verdi. Wilde, büyük yankılar uyandıran bir mahkemeden sonra, gençleri baştan çıkarmakla suçlandı ve iki yıl küreğe mahkum edildi.

Böylece ozan, C33 numaralı kürek mahkumu oldu. Oscar Wilde, tutukluluğu sırasında Reading Zindanı Baladı’nı (The Balad of Reading Gaol, 1898) ve De Profundis’i (1905) yazdı.

Reading Zindanı Baladı’nda yer alan “Herkes Öldürür Sevdiğini” isimli şiir ülkemizde de oldukça meşhurdur. Zira şiir bir dönemin ünlü televizyon dizisi Ezel’de kullanılmıştı. Dizide usta oyuncu Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı Ramiz Karaeski (Dayı) karakteri şiiri dile getirmişti. İşte o ünlü şiir:

Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimi dalkavukça sözlerle

Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlı iken

Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur

Kimi yeterince sevmez
Kimi fazla sever
Kimi satar
Kimi de satın alır

Kimi gözyaşı döker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez

Sürgün

Onuru ve otoritesi hiçe indirilmiş olan Oscar Wilde, bedensel ve ruhsal acılar içindeydi. Fransa’ya sığınarak Sebastien Melmoth adıyla yaşamaya başladı.

Oscar Wilde’in veriminin ve yaşamının trajik temelini çok iyi kavramış olan Hugo von Hoffmannsthal şöyle yazar: “Melmoth, tutukluluğu ve ölümün yaklaşması dolayısıyla yıkıma uğramıştı ve bir gölge gibiydi. Bu adamın yazgısı, art arda şu üç maskeyi taşımasını gerektirmişti: Oscar Wilde, C33 ve Sebastien Melmoth.

Bunlardan birincisi göz kamaştırıcılığı, gururu, çekiciliği dile getirir. İkincisi ürkütücüdür ve suçlunun omuzuna dağlayarak basılan bir maskedir. Üçüncüsüyse bir hayaletin adıdır.”

Oscar Wilde, Paris’te, sefalet ve yalnızlık içinde ölüme sürüklendi. Üç yıl sonra da Beaux-Arts sokağındaki Alsace Oteli’nde henüz 46 yaşında iken öldü (30 Kasım 1900).

Oscar Wilde’ın “tüm dehasını yaşamına ve yalnızca yeteneğini yapıtlarına koyduğunu” söylediği Andre Gide, onun konuşmalarını bir anı kitabında topladı. Bu kitapta, acılarla dolu son yıllar ile iyi yaşayan, parlak ve şaşırtıcı bir dönem arasındaki karşıtlık açıkça görülmektedir.

Yazı Önerisi:
George Sand Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Yorum yapın